Kontrgerilla ittifakı nereye?

2015’ten bugüne yaşananlar neticesinde, MHP’nin ve diğer kontrgerilla unsurlarının AKP’ye mahkûm olmadığı ancak AKP’nin bu yapı içerisindeki herhangi bir unsuru karşısına alamayacağı, AKP zayıflarken kontrgerilla unsurlarının giderek güçlendiği ve Cumhur İttifakı içi bir ayrılığın “barışçıl” imkanlarının tükendiği bir tablo açığa çıkmış durumda

Vecih Cuzdan 04 Aralık 2020 GÜNDEMSAYI 5

Sadece AK Parti ve MHP için siyasi bir anlam ifade etmiyor, bunun yanında toplumsal hayatın ve devlet hayatının bütününü kapsıyor. Cumhur İttifakı, sadece seçimlere ve seçmenlere odaklanmakla kalmayacak Türkiye’nin önündeki yüzyılı kuşatacak bir siyaset ortaklığıdır.

Cumhur İttifakı, bir kontrgerilla ittifakıdır. MHP, ittifaka halel getirecek her adım, çıkış ve açıklama sonrası AKP’ye (daha doğrusu Erdoğan’a) bunu hatırlatıyor. Yukarıdaki sözler de MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’a ait. Erdoğan’ın “reform” çıkışları, Kavala ve Demirtaş tahliye mi edilecek tartışmaları, muhalefetin erken seçim çağrıları, Alaattin Çakıcı’nın Kılıçdaroğlu’nu tehdidi ve Arınç’ın Kavala-Demirtaş sözleri nedeniyle istifasıyla -şimdilik- nihayetlenen sürecin ardından, 29 Kasım’da geldi açıklama. Ama biz tarihleri biraz geriye, 18 ay kadar öncesine saracağız.

Hatırlarsınız, 7 Haziran sonrasını…

31 Mart yerel seçimlerindeki hezimetin üzerinden henüz haftalar geçmişti ki Erdoğan’dan bir “Türkiye İttifakı”[1] açıklaması geldi. Sözkonusu “beka” idi ve Erdoğan “siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyalım” çağrısında bulunuyordu. Muhalefet tarafından olumlu karşılanan ve “normalleşme” çağrısı olarak nitelendirilen bu çağrıdan bir gün sonra, 19 Nisan 2019’da Hakkari Çukurca’da dört asker PKK saldırısında yaşamını yitirdi.

“Cumhur İttifakı”nın ortağı MHP lideri Bahçeli ise Erdoğan’ın “Türkiye İttifakı” çağrısına, üç gün sonra, 21 Nisan 2019’da yanıt veriyordu: “İstanbul’da bir şeyler olmuş, olmaya da devam etmektedir. Bu gelişmeler karşısında Türkiye ittifakından bahsetmek kafamızdaki soru işaretlerini çoğaltmıştır. Ülke bazlı, coğrafya tabanlı siyasi bir ittifak olmaz, olamaz (…) Bizim ittifakımız cumhurladır.”[2] Aynı konuşmada bir de şu hatırlatmada bulunuyor Bahçeli: “Hatırlarsınız, 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında kurulmak istenen yüzde 60’lık blok MHP’nin müdahale ve mücadelesiyle etkisiz hale getirilmişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bahçeli’nin bu konuşmasından birkaç saat sonra Ankara Çubuk’taki asker cenazesi sırasında linç girişimine uğradı. Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nu suçlayan ve saldırganları meşru göstermeye çalışan açıklama yaptı.[3]

Bu gelişmelerin ardından Erdoğan da “Türkiye İttifakı” çıkışından kısa sürede geri adım attı.[4]

Bahçeli hem AKP’ye hem de muhalefete sınır çekiyor. Evet, 7 Haziran-1 Kasım arasında yaşananlar, AKP-MHP ittifakının tüm muhalefeti hedef aldığı bir saldırı süreciydi ve başarılı da oldu. Diğer yandan Bahçeli Erdoğan’a, bu kontrgerilla ittifakının kendisini iktidarda tutabileceği kadar iktidardan da edebileceğini hatırlatıyor.

“15 Temmuz’u unutmayınız”

2020’de yalan ve inkârla yönetilemez hale gelen COVID-19 pandemisi ve artan ekonomik kriz nedeniyle iktidarın içeride sıkışıklığı arttı, hesapsız dış müdahalelerle de arzu edilen hava yaratılamadı. Bu pek tabii ittifak için sorun teşkil ediyor. Saray-AKP iktidarı için tek sorun bu değil. Gelinen noktada MHP lideri Bahçeli’nin gündem belirleme ve siyaset dilinde etkisi artmış durumda. Bunun hem Erdoğan hem de AKP’liler nezdinde pek kabul edilebilir olmadığını tahmin etmek zor olmasa gerek.

Eylül ayından itibaren içeride sıklaştırılan saldırılarda Bahçeli TTB’yi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da muhalif gazetecileri ve akabinde AYM’yi hedef tahtasına oturttu. Normal şartlarda bu koroya Erdoğan’ın da katılması işten bile değil. Ancak o dönemde pek böyle olmadı.

Hal böyle olunca devreye ittifakın “gayri resmi” sözcüsü Alaattin Çakıcı girdi ve Erdoğan’a bazı şeyleri hatırlatma gereği duydu: “Sayın Devlet Başkanım Cumhur ittifakından birlikteliğinizi sakın bozmayınız. Batı ve onlara köpeklik yapanların tek isteği bu. 15 Temmuz’u unutmayınız, katiliniz arkanızda duruyordu.[5]

Üç gün sonra ise Erdoğan yine “güçlü” Cumhur İttifakı mesajları veriyordu…[6]

Ekim ayında ise bu kez Erdoğan sazı eline aldı. 6 Ekim’deki Camiler ve Din Görevlileri Haftası Töreni’nde yaptığı konuşmada Avrupa’da farklı tarihlerde yaşanan bir dizi İslam karşıtı olayı sıralayan Erdoğan, hedefe Fransa ve Macron’u koyarak gündemi belirlemiş oldu. Erdoğan’ın dini gerilimleri tırmandırma siyaseti, ilerleyen haftalarda Suriyeli İslamcı “siviller”in çeşitli kentlerde sokak eylemleriyle boy göstermesiyle sonuçlandı.[7]

Ama arada MHP ve kontrgerillanın diğer bileşenleri de boş durmadı. 16 Ekim’de “kontrgerillanın kare ası”[8] sahnedeydi. Cumhur İttifakı’nın gayri resmi üyeleri; eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, emekli Korgeneral Engin Alan, emekli Yarbay Korkut Eken ve Alaattin Çakıcı Bodrum’da birlik pozu verirken[9], aynı gün Bahçeli de içinde bulunduğumuz ekonomik krizi en sarih halde ortaya koyan bir kampanya başlattı: Askıda ekmek.[10]

23 Ekim’de MHP’li Semih Yalçın, CHP’nin sokağa çıkması halinde MHP’yi karşılarında bulacağını söylüyor[11], akabinde Bahçeli de bu tehditleri yineleyerek “Hele bir çıksınlar da sokağa görsünler dünyanın kaç bucak olacağını” diyordu.[12]

Dikkat edilirse tüm bu gelişmeler Cumhur İttifakı içinde doğrudan bir çatışma olarak cereyan etmiyor. Süreç, tarafların sürekli birbirlerine karşı el gösterdiği şekilde ve muhalefete yönelik saldırılar biçiminde ilerliyor.

“Beka” için içeride saldırılar sürecek

Avrupa Birliği’yle yaşanan sorunlar ve artan yaptırım tehditleri[13] ile ABD Başkanlık Seçimleri’ni Trump’ın kaybetmesi Saray-AKP iktidarını içeride ve dışarıda bir hizaya gelmeye mecbur kılıyor.[14] Lakin Albayrak’ın istifası, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası yönetimlerindeki değişiklik sonrası Tayyip Erdoğan’ın yargı sisteminde bir dizi reform yapılacağını söylemesinin[15] Bahçeli ve MHP’nin sorun ettiği yok. Hatta Bahçeli “reform” çıkışlarına desteğini açıklarken[16], Genel Başkan Yardımcısı Yalçın da sermayenin en sevdiği ifadelerden “siyasi istikrarın devamı” vurgusu dahi yaptı.[17]

Erdoğan’ın “reform” söyleminden bu yana muhalefete yönelik saldırılar da bitmedi: 1000’e yakın HDP ve HDK’li gözaltına alındı[18], Fırat’ın doğusunda yeni bir operasyon için fırsat kollanıyor.[19] Diğer yanda ise CHP’ye yönelik bitmeyen salvolar…

AKP bütün gücüne rağmen kontrgerilla içi krizi çözebilmiş değil, muhalefet de bütün zaaflarına rağmen egemenler ve kitleler gözünde artık bir iktidar alternatifi muamelesi görülüyor. İktidarının “bekası” için muhalefeti bölmek zorunda olduğunu iyi bilen Erdoğan, muhalefetin elindeki kullanışlı argümanları almak için sorumluluk kabul etmeyen yapısından dahi taviz vermeyi göze aldı. Damadının istifasını kabul etmesi, muhalefeti hoşnut etmek için değil, bilakis, sermayeyi hoşnut ederek muhalefetin elindeki bir argümanı almak içindi de. Dolayısıyla “reform” derken elbette ABD ve AB karşısında hizaya gelinecek ve sermayenin talepleri yerine getirilecek. Bu sürecin bir tamamlayanı olarak da içeride muhalefete yönelik saldırılar sürdürülecek.

Şunu unutmamakta fayda var: CHP ve HDP’ye yönelik saldırıların bir mantığı ve sürekliliği var. Ancak bu saldırılar, yerel seçimlerin ardından kontrgerilla içinde yaşanan sıkıntıları çözmeye de yetmiyor. 2015’ten bugüne yaşananlar neticesinde, MHP’nin ve diğer kontrgerilla unsurlarının AKP’ye mahkûm olmadığı ancak AKP’nin bu yapı içerisindeki herhangi bir unsuru karşısına alamayacağı, AKP zayıflarken kontrgerilla unsurlarının giderek güçlendiği ve Cumhur İttifakı içi bir ayrılığın “barışçıl” imkanlarının tükendiği bir tablo açığa çıkmış durumda. Olay burada düğümleniyor.

Dipnotlar:

[1] https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/104017/-ulkemizin-bekasini-ilgilendiren-meselelerde-82-milyon-hep-birlikte-turkiye-ittifaki-olarak-hareket-etmeliyiz-

[2] MHP lideri Bahçeli’nin 21 Nisan 2019 tarihinde Antalya’da yapılan İl Başkanları ve Belediye Başkanları ortak toplantısında yaptığı konuşmanın tam metni.

[3] http://www.etikhaber.com/siyaset/mhp-lideri-bahceli-kemal-kilicdaroglunun-karsi-karsiya-kaldigi-h273455.html

[4] Erdoğan 23 Nisan’da “Türkiye İttifakı’yla kastını” açtı, yetmeyince 2 Mayıs’ta son noktayı koydu: “Bazıları hemen söyleme amacımızın ne olduğu gayet açık olan Türkiye ittifakı ifademizi Cumhur İttifakının alternatifi göstererek fitne çıkarma peşine düştü.”

[5] https://twitter.com/alattincakici/status/1308848588181602304

[6] https://www.aa.com.tr/tr/politika/cumhurbaskani-erdogan-cumhur-ittifaki-olarak-atacagimiz-adimlar-cok-onemli/1986714

[7] https://tr.sputniknews.com/turkiye/202010261043088446-istanbulda-suriyeli-bir-grup-fransa-karsiti-eylem-duzenledi-otellerdeki-fransiz-bayraklarini/

[8] https://sendika.org/2020/10/kontrgerillanin-kare-asi-599065/

[9] https://twitter.com/uzeyircakmaktas/status/1317065357652336640

[10] https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/bahceli-askida-ekmek-kampanyasi-baslatti-6083848/

28 Ekim’de Erdoğan, “Ya bırakın Allah’ınızı severseniz ya… Ya böyle bir şey var mı Türkiye’de? Yani bugün evine ekmek götüremeyen diye bir şey Türkiye’de var mı ya? İnanıyor musunuz bunlara?” diyerek ‘askıda ekmek’ kampanyasına tepki gösterdi.

[11] https://sendika.org/2020/10/mhp-genel-baskan-yardimcisi-yalcindan-chpye-tehdit-sikiyorsa-buyurun-sokaga-cikin-599417/

[12] https://sendika.org/2020/10/erdoganin-kutlama-gonderdigi-iyi-partiye-catti-tehditleri-surdurdu-hele-bir-ciksinlar-da-sokaga-599715/

[13] 10-11 Aralık’ta toplanacak olan Avrupa Birliği Konseyi toplantısında başlıca gündem maddelerinden biri de Türkiye olacak.

https://www.dw.com/tr/merkel-ab-liderleri-t%C3%BCrkiyeyi-aral%C4%B1kta-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fecek/a-55671728

[14] İktidar, Türkiye’nin hemen her savaş sahasında Rusya’nın karşısında konumlanan bir NATO üyesi olduğunu artık daha yüksek sesle ifade ediyor. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: “Bakın Türkiye’nin burada bir denge unsuru olarak Karabağ’da bulunması, Suriye’de bulunması, Libya’da bulunması hem NATO için hem Avrupa Birliği için hem Batı İttifakı için stratejik bir assettir.

https://www.ntv.com.tr/turkiye/cumhurbaskanligi-sozcusu-ibrahim-kalin-ntvde,JthbDBGyjEW–94F1k1eaQ

[15] https://sendika.org/2020/11/erdogandan-albayraka-tesekkur-elvan-ve-agbala-destek-mesaji-yanlarindayim-601176/

Erdoğan, 13 Kasım’da “reform” söylemlerini genişleterek sürdürdü.

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/erdogan-ekonomide-ve-hukukta-yeni-bir-reform-donemi-baslatiyoruz/2042717

[16] http://www.etikhaber.com/siyaset/mhp-lideri-bahceli-turklugu-anayasadan-cikaracak-bir-kokusmus-h306881.html

[17] https://www.aa.com.tr/tr/politika/mhpli-semih-yalcin-cumhur-ittifakinin-ortak-paydasi-turk-milletinin-dokunulmaz-haklaridir/2059482

[18] https://www.hdp.org.tr/tr/adalet-yerini-bulacak-ve-kiyamet-zalimlerin-uzerine-kopacak/14864/

[19] https://www.hawarnews.com/tr/haber/eyn-isada-agir-catismalar-yasaniyor-ancak-garantor-rusya-sessizligini-koruyor-h33983.html

Sendika.Org'a Patreon'dan destek ol