İşyerlerimizde salgınla mücadele komiteleri kuralım

İşyerlerinde oluşturacağımız ile doğrudan hayatımıza dair alınan kararlara müdahale edecek düzenekleri kurmak zorundayız. Çalışmayan iş sağlığı ve güvenliği kurullarını çalışır hale dönüştürmek, salgın karşısında alınmayan tedbirleri mücadele ederek hayata geçirmek gibi bir görev önümüzde bugünün ödevi olarak durmaktadır

Süleyman Keskin 04 Aralık 2020 EMEKSAYI 5

Koronavirüs (COVID-19) salgını hayatımızın her alanını kuşatmış durumda. Türkiye, günlük 30 bini bulan vaka sayısıyla dünyada üçüncü sırada olup, Avrupa’nın ise en yüksek vaka görülen ülkesi konumuna geldi. Hemen her hafta yeni tedbirler açıklanıyor ama salgının yayılmasının önüne geçilemiyor ve sorumluluk ise alınan kurallara uymadığı gerekçesi ile halka atılıyor. Salgının en başından beri vaka sayılarını halktan gizleyerek her şey kontrol altındaymış gibi davrananlar, aldıkları her tedbirde sermayenin çarklarının dönmesini garantiye alıp emeği ile geçinenleri, halkı yok sayarak salgın ile karşı karşıya savunmasız bıraktılar. COVID-19 hastalığının en hızlı yayıldığı ve en yaygın görüldüğü toplumsal kesimlere bakıldığında da işçi sınıfının başta geldiği açık bir şekilde görülmektedir. COVID-19 salgınının yayılım haritasına da bakarsak işçilerin yoğun yaşadıkları mahalleler tamamen kırmızıya dönüşmüş durumdadır. Ve bu haritanın bize gösterdiği tek şey vardır; o da salgının işçi sınıfı hastalığına dönüştüğüdür.

Bu tablonun ortaya çıkmasında şüphesiz alınan tedbirlerin işçi sınıfı üzerinde hiçbir karşılığının olmamasıdır. Hepimiz şahidizdir sokağa çıkma yasaklarında özel izinler ile çalıştırılan işçilere, balık istifi servisler ve toplu taşıma ile seyahat etmek zorunda kalanlara, hastalandığında çalışmaya devam ettirilenlere…

Pandeminin ilk günlerinde ‘evde kal’ çağrıları yapılırken de tablo bundan farksız değildi. O zaman yaşanan sessizliği Enerji-Sen olarak İSKİ Genel Müdürlüğü önünde yapmış olduğumuz eylem ile nasıl bozduysak, yapılması gerekeni ortaya koymayı başarabildiysek bugün de aynı cüret ve kararlılık ile yol yürümeliyiz.

Dün nasıl yaptıysak bugün de başarabiliriz.

Pandeminin ilk dalgasında yürütmüş olduğumuz fiili mücadeleler ile çalıştığımız işyerlerinde birçok tedbir aldırmayı başarmıştık. Nadiren COVID-19 hastalığının görüldüğü işletmelerimizde “yeni normal” adını verdikleri süreç ile alınan tedbirlerin gevşetilmesiyle maalesef ki artık her işletmemizde salgına yakalanan işçi arkadaşlarımıza denk gelmekteyiz. Ama bu tabloya da seyirci kalmayacağız. Salgının daha uzunca bir süre hayatımızın bir parçası olacağını düşünürsek tüm plan ve programımızı ona göre planlamalıyız. İşyerlerinde oluşturacağımız salgınla mücadele komiteleri ile doğrudan hayatımıza dair alınan kararlara müdahale edecek düzenekleri kurmak zorundayız. Çalışmayan iş sağlığı ve güvenliği kurullarını çalışır hale dönüştürmek, salgın karşısında alınmayan tedbirleri mücadele ederek hayata geçirmek gibi bir görev önümüzde bugünün ödevi olarak durmaktadır.

Harekete geçme zamanı

Sayaç okuma işçilerine yapmış olduğumuz çağrının ardından onlarca öncü işçi arkadaşımızla bir araya geldik. Çalışma koşullarımızı birlikte beraber değerlendirdik ve aşağıda belirttiğimiz taleplerimizi birlikte oluşturduk:

1) COVID-19 hastalığının en hızlı yayıldığı ve en yaygın görüldüğü toplumsal kesimlerin başında işçi sınıfı gelmektedir. İşçi mahallelerinde tamamen kırmızıya dönen salgın haritaları net olarak göstermektedir ki COVID-19 işçi sınıfı hastalığı haline gelmiştir. Salgına yakalanan tüm işçiler için SGK’ya iş kazası olarak bildirilmelidir.

2) Tüm uzmanların salgına karşı en etkili çözümün hijyen olduğunu belirtmektedir. Kamusal hizmet üretmek ile yükümlü olan kurumlarımız bu hassasiyet ile davranmalı kapama işlemlerinin durdurmalı İstanbul üzerinde ne kadar su ve doğalgaz saati kapalı ise acil açılmalıdır.

3) Virüsün yayılma hızı göz önüne alınarak İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun da belirttiği gibi başta İstanbul olmak üzere kapanma kaçınılmaz bir sonuç olarak önümüzde durmaktadır. Bu durum karşısında da ilk adım olarak pandeminin ilk sürecinde alınan tedbirler tekrarlanmalı acil işler dışında tüm işçiler derhal sahadan çekilmelidir.

4) Acil işler için çalışmak zorunda kalan işçiler için, kişisel koruyucu donanımları eksiksiz verilmeli, İşçi arkadaşlarımız arasında pozitif vaka saptandıktan sonra onunla yakın temaslı olanların test yaptırma ve izolasyon süreçleri gereğince uygulanmalıdır.

5) Atölyelerde ve bürolarda çalışmakta olan arkadaşlarımızın çalışma ortamları sürekli dezenfekte edilmeli ve çalışan sayısı zorun işler dışında kaldırılmalıdır.

6) Pandemi sürecinin içerisinden geçtiğimiz bu süreç içerisinde işyeri hekimleri çalışan ayırmaksızın tüm çalışanların sağlık sorunları ile ilgilenmelidir.

Zor dönemlerde inisiyatif almayı başaran sendikamız bu süreçte de önümüzdeki dönemin kurucu adımlarını işçiler ile birlikte beraber adımlayacak. Yürünecek yol haritasını yine işçiler ile bulacak ve hayata birlikte geçirecek. Oluşturdukları talepler hem İstanbul halkının sağlığını hem de kendi çalışma koşullarını salgınla mücadele komiteleri üzerinden savunacak. Hak ettiğimiz çalışma koşullarını hep birlikte sağlayacağız.

*DİSK/Enerji-Sen Genel Başkanı

Sendika.Org'a Patreon'dan destek ol