COVID-19 ile mücadelede suyun bir başka önemi daha var: Atık suda vaka yayılımı

COVID-19 etkisinin su ve atık su özelinde değerlendirilmesi için yapılan çalışmalar elbette var, hem de Tarım ve Orman Bakanlığı destekli. Ancak nasıl ki Sağlık Bakanlığı gerçek verileri bizlerle paylaşmıyorsa, Tarım ve Orman Bakanlığı da atık su üzerinden yapılan çalışmaları bizlerle paylaşmıyor. Oysa Türkiye genelinde COVID-19 yayılımının atık sularda SARS-COV-2 analizleri ile rutin takibi bulaşta erken uyarıcı bir sistem olabilir. Atık su verileri karar verici mercii olursa bölgesel karantinalar uygulayabilir, yayılımı durdurabiliriz

Sezen Özkan 18 Ocak 2021 KENT - DOĞASAYI 7

İstanbul Ambarlı İleri Biyolojik Arıtma Tesisi

10, 9, 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2 ve 1… 2021’e son 10 sayarak girebilmenin rahatlığı var değil mi pek çoğumuzda. 2020 Mart itibariyle ülkemizde de kendini gösteren COVID-19 pandemisi varlığında karşıladık 2021’i. Kimimiz hastalıkla, kimimiz kayıplarla, kimimiz işsiz kalmışken, kimimiz faturalarla boğuşurken yakalandık 2021’e ve hatta pek çoğumuz 2020 itibariyle bu zincire dahil olduk. Peki, siz zincirin hangi parçasıydınız? Soruya hızlı cevap verenler çoktur ama dikkat çekmek istediğim bir başka şey şudur: Bu zincire dahil olacakların ve dahil olanların sayısının her gün daha da artacağı. Zincir öylesine uzun ki. Bir önceki e-dergide yayımlanan yazımda da bahsetmiş olduğum pandemi varlığında yaşanan su sorununun, bu zincirin önemli ve zinciri büyütecek bir parça olması. Büyütmeyi ne yazık ki iyi anlamda kullanamıyorum. Burada bahsetmek istediğim pansuman ile çözülemeyecek bir sorun olan suyun zincirde kritik bir rol oynayacağı.

Pandemi varlığında ufak bir su krizinin halk sağlığı sorununa dönüşebileceğini ifade ederek başlangıç yapmıştım bir önceki yazımda. Bir çevre mühendisi olarak en temel ihtiyaçlarımızdan biri olan suyun üretimi ve dağıtımı arasındaki çelişkilerden, bir yandan bilimsel yöntemlerle erişilebilir suyun sağlanması ama bir yandan da dünyanın yarısından fazlasının bırakın erişime, sıhhi tesisata dahi ulaşamadığından bahsetmiştim. Bu yazımda ise konuyu biraz daha açmak istiyor ve bakış açımızı farklı bir noktaya çekmek istiyorum. Krizli olan suyun, salgın varlığında ve hatta pandemi varlığında yol göstericiliğinden bahsetmek istiyorum. Su ve akabinde atık suyun, elinizi 20 saniye boyunca yıkayın önerisi dışında, COVID-19 pandemisi ile mücadelede önleyici ya da yayılımın durdurulması noktasında etkili olabileceğini anlatmak istiyorum. COVID-19 etkisinin su ve atık su özelinde değerlendirilmesi için yapılan çalışmalar elbette var, hem de Tarım ve Orman Bakanlığı destekli. Nasıl ki Sağlık Bakanlığı gerçek verileri bizlerle paylaşmıyorsa, Tarım ve Orman Bakanlığı da atık su üzerinden yapılan çalışmaları bizlerle paylaşmıyor. Nedir bu çalışmalar sorusuna birazdan geçeceğim.

Birçok hastalığın bulaş kaynağı sudan erken uyarıcı atık suya

Pek çok hastalığın bulaş kaynağı su olmuş yıllarca. Ama bir o kadar da kurtarıcı olmuş, merhem olmuş su. Fazlası da yıkmış, darmaduman etmiş sel gibi. Vücutta eksikliği böbreğe vurmuş, toprakta eksikliği kuraklığa vurmuş, sebze–meyveye vurmuş. COVID-19 pandemisi hayatımıza girdiğinden beri incelediğimiz salgınlarda da yine karşımıza su çıkmış. Mesela birkaç örnek vereyim. 1970’lerde İsrail’de, bulaşıcı çocuk felci virüsü, doktorlar ilk vakayı belirlemeden 9 gün önce kanalizasyonda tespit edilmiş. 2013 yılında İsveç’teki araştırmacılar, atık su sürveyansının[1], gıdadan kaynaklı viral hastalıkların iki nedeni olan norovirüs ve Hepatit A virüsü salgınlarına ilişkin erken uyarılar sağladığını bildirmiş. İtalya’daki araştırmacılarda, bilinmeyen bir nedenden ötürü ishal olan hastane hastalarının aslında norovirüslerle enfekte olduğunu göstermek için yine atık su sürveyansından faydalanmış[2]. Su ile ilgili örnekler uzar gider. Peki, su COVID-19 pandemisinde hijyen dışında nasıl kilit bir noktada yer alıyor? Atık su, pandemi yayılımında erken uyarı sistemlerinden biri olabilir mi? Atık su tesislerinden alınan numunelerle yapılan analizlerin rutin takibi yayılımı önlemede bir araç olabilir mi? Erken müdahaleye imkân tanır mı? Evet, olabilir ve evet müdahale edebiliriz.

Salgın dinamiklerinin tespitinde atık su önemi

COVID-19 pandemisi ile mücadelede kilit nokta dediğimiz atık su ile başlayayım. Evsel, endüstriyel, tarımsal ve diğer kullanımlar sonucunda kirlenmiş veya özellikleri kısmen ya da tamamen değişmiş sulara atık su diyoruz. Bu suların çeşitli prosesler ve işlemlerle ıslah edilmesini de atık su arıtma tesisleri ile sağlıyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekçisi olduğu projeden bahsetmiştim. Bu konuya hâkim olmam çevre mühendisliğinden geliyor. Çünkü bizlerin bir diğer alanı da atık su arıtma tesislerine gelen sularda pek çok bakteriyi, virüsü ve onlardan gelebilecek hastalıkları görebiliyoruz, onları yok edecek çeşitli yöntemler uyguluyoruz. Ama SARS-COV-2 denilen virüs tüm dünyada olduğu gibi bizler için de çok yeni bir virüs. Atık su arıtma tesisleri girişlerinde, aşamalarında ya da arıtılmış su olan atık su çıkışında da elbette gözlemledik virüsü. Peki, SARS-COV-2 virüsünün atık su tesislerinde görülmesinin karşılığı nedir? Nedir atık su seyri incelenmesinin önemi?

Türkiye atık sularında yapılan SARS-CoV-2 incelemesi

Atık su arıtma tesislerinin pandemide kıymetli olmasının nedeni şudur: Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığı ve Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) koordinatörlüğünde Nisan 2020’de başlatılan “Türkiye Atık sularında ve çamurlarında SARS-CoV-2 Taranması ile COVID-19 Yayılımının İncelenmesi’ adlı çalışma. Marmara Çevre Mühendisliği’nden de aynı zamanda hocam olan Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bilge Alpaslan Kocamemi projenin yürütücüsü ve bilimsel danışmanı. Uzun zamandır çalışmalarını takip ediyorum. Büyük bir özveri ile SARS-COV-2 virüsü üzerinde çalışmalar yürüten ekip laboratuvar yetersizlikleri ve teknik zorluklar ile mücadele etse de projeyi aşamalandırmayı başardılar. Yazıda ülkelerden örnekler verdiğim bölümde de bahsettiğim gibi atık su gözlemi salgın dinamiklerinin tespitinde önemli bir indikatör. Nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu, uluslararası ya da şehirlerarası havaalanlarının bulunduğu yerlerde, okullarda, yurtlarda, otellerde, hapishanelerde, fabrikalarda, metro istasyonlarında analizler ile virüsün varlığını, değişim seyrini tespit edebiliriz. Proje hala devam ediyor. Proje kapsamında Nisan 2020’den Haziran 2020’ye 81 ilin atık su arıtma tesislerinden numuneler alındı ve SARS-COV-2 virüsü analizleri yapıldı. Bu noktada şunu belirtmek çok önemli diye düşünüyorum. Bu testleri yapabilecek laboratuvarlar Türkiye’de çok çok az. BSL 2-3 denilen laboratuvarlarda bu incelemeleri yapabiliyoruz, o da imkân tanındığı zaman. Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nden Bilge Hoca ile 2 farklı mesleki söyleşi gerçekleştirdi youtube üzerinden. Yayınlarda Bilge Hoca projeden ve projenin gelişim aşamalarından bahsetti. Ayrıca proje kapsamında yayımlanan 3 makaleye de ulaşılabilir. Yayınlar ve ilgili makaleler doğrultusunda proje gelişim aşamasından bahsetmek isterim. Proje kapsamında Pendik ve Samsun’da bulunan 2 laboratuvarda gerçekleştirildi bu testler. Rutin olarak yapılan testlerde 2020 Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında negatif sonuçlar gözlendi. Bu durum şöyle ifade ediliyor Marmara Üniversitesi Çevre Mühendisliği sayfasında:

Bu durum q-PCR ölçümlerinde kullanılan primerin hitap ettiği gen bölgesinin mutasyona uğradığını düşündürdü. Eylül 2020 tarihinde ise virüsün başka bir gen bölgesine hitap eden primer değişikliği ile ölçümler sağlıklı bir şekilde tekrar yürütülmeye başlandı. Virüsün belirli bir gen bölgesinde gerçekleştiği düşünülen mutasyon sonuçları, beklenilen Yeni Nesil Sekans (NGS) analizleri ile netleşecek. [3]

Hepimiz hatırlarız virüs mutasyona mı uğradı haberlerini. Projeyi anlatmaya devam edeyim. Ekim 2020 itibariyle 22 pilot bölge seçildi. 22 pilot bölge için nüfus yoğunluğu, vaka yoğunluğu, havalimanlarının varlığı, atık su tesislerinin sayısı gibi pek çok etken baz alındı. İstanbul’da her hafta, diğer bölgelerde 2 haftada 1 virüs yükleri hesaplanarak, harita üzerinde virüsün varlığını, yoğunluğunu, azlığını gösteren bir renk skalası ile vaka yayılımı görselleri oluşturuldu. 22 pilot bölge sonucu elde edilen sonuçlar ile Sağlık Bakanlığı vaka sayılarının olduğu verileri karşılaştırabilsek COVID-19 ile mücadelede bölgesel karantinalar uygulayabileceğiz ya da yayılımı durdurabileceğiz belki de. Ama ne il bazlı ne de bölge bazlı gerçek verileri alamıyoruz Sağlık Bakanlığı’ndan. Proje kapsamında atık sudan alınan numuneden gözlemlenen virüsün yoğunluk seyri, Sağlık Bakanlığı o ille ilgili veri paylaşmasa dahi bizlere bir yaklaşım sunuyor. Atık sudan alınan numuneler doğrultusunda ortaya çıkan veriler karar verici merci olsa COVID-19 ile mücadelede erken uyarı sistemini kurmuş olacağız.

Yoğun olarak evlerde zaman geçirdiğimiz şu günlerde su krizi tartışması daha da büyüyor bizler için. “Barajlarda su kalmadı, kuraklık geliyor, tasarruf edelim.” tartışmaları bir kenara dursun, mevcut kullanılan su üzerinden salgın yönetimine dair sadece hijyen odaklı bakıyoruz/baktırılıyoruz, tıpkı dişlerimizi fırçalarken hesaplanan/hesaplatılan su kaybı gibi. Virüse yakalandığımızda sunulan verinin bir parçası olup olmadığımızın garantisi yok. Virüse yakalandığımız şüphesini uyandıracak semptomları biliyoruz. Hali hazırda hiçbir belirti göstermeden de hastalığı geçiriyor olabileceğimizi biliyoruz. Bu bilgiler ışığında Sağlık Bakanlığı’ndan verileri alamıyoruz. Koca bir yalan zincirinde hayatta kalmaya çalışıyoruz. Hâlbuki salgın ile mücadelede bulaşı, yayılımı durdurmanın çok çok önemli olduğunu da biliyoruz. Bir yandan da Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekçi olduğu atık su projesi ile virüsün yayılımıyla ilgili ciddi derecede mesafe kat edebileceğimiz bilgiler elde ediyoruz. Bu bilgilerin asemptomatik vaka sayılarına ışık tutacağını da öğreniyoruz. Pandemide ufak bir su krizinin halk sağlığı sorununa dönüşebilmesinin gerçekliğinde, atık su seyriyle de bu krizi tersine çevirmenin mümkünlüğünde bir tartışma açarak yazımı sonlandırmak isterim.

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin Doç. Dr. Bilge Alpaslan Kocamemi ile yapmış olduğu “Türkiye Genelinde Covid-19 Yayılımının Atık sularda SARS-CoV-2 Analizleri ile Rutin Takibi” konulu mesleki söyleşiye ulaşmak için: https://www.youtube.com/watch?v=o89od6e4O4k

 

[1] Sürveyans; belirli hastalıkların nasıl ortaya çıktığı ve dağıldığına ilişkin sistematik olarak yapılan gözlem

[2] https://medicalxpress.com/

[3] http://enve.eng.marmara.edu.tr/haberler/sars-cov-2-calismasinda-basina-yansiyanlar/

Sendika.Org'a Patreon'dan destek ol